ACI VE HAZ: HELLRAISER

“Dayanılmaz, değil mi? Yabancıların acısı, arkadaşların ızdırabı. Dünyanın merkezinde gizli bir şarkı var Joey, ve sesi etten geçen jiletler gibi.”
Serideki tüm resmi filmler ve resmi olmayan filmlerin büyük bir bölümü bu yazıda incelenecektir. Evren ve lore hakkında detaylı bir yazı yapmayı düşündüm çünkü ne kadar çok kült bir film olsa da seri hakkında fazla konuşulmuyor. Seriyi bitirmediyseniz okumanızı önermem çünkü fazla miktarda spoiler bulunuyor.
Her şey 1986’da yayımlanan Clive Barker’ın yazdığı kısa roman The Hellbound Heart ile başladı. Barker’ın düşüncesine göre yazmakta sınır yoktur. Tek sınırın yazarın hayal gücünde olduğuna inanıyor. İlk film temelde kitaba dayanıyor ancak birçok değişiklik yapılmış. İlk filmin bütçesi yaklaşık 1 milyon dolar. Filmin çoğunlukla tek bir mekanda geçiyor olmasının nedeni bütçe kısıtlılığıydı. Film yapım aşamasındayken The Hellbound Heart ismi romantik bir film gibi geldiğinden kullanılmamış, sonrasında isim olarak The Sadomasochists from Beyond the Grave (Mezardan Gelen Sadomazoşistler) olarak düşünülmüş ancak ismin sert ve çok ticari olmadığı düşünülerek Hellraiser olarak karar kılınmış.
Pinhead rolü için birçok oyuncu değerlendirilmiş ancak Pinhead makyajı dönemine göre uzun ve zor saatler süren bir işlemdi. Doug Bradley o maske, iğne ve kostümle saatlerce kıpırdamadan durabilme sabrını gösteren tek kişi olduğu için rolü aldı. Cenobitleri canlandıran oyuncular saatlerce ağır makyajla dolaşmak zorunda kaldılar, kimisi yürürken ve önünü göremiyor düzgünce konuşamıyordu. Hatta Chatterer Cenobiti canlandıran Nicholes Vince parmaklarını Ashley Laurance’ın boğazına soktuğu bir sahnede Laurance’ın damağının derisinin soyulmasına yol açtı. Çekimler sırasında toplanan kurtçuklar, kusmalar gibi durumlar sonucu serinin ilk filmi Hellraiser (1987) çekildi.
Cenobitler

"Bazıları için melek, bazıları için ise şeytanız."
Cenobitler Labyrinth (Labirent) olarak bilinen cehennem tarzı bir boyutta yaşayan varlıklardır. Amaçları bedenin sınırlarını aşan acı ve zevki keşfetmektir. Onlar için acı ve zevk aynı şeydir. Yani dünyada fiziksel zevklerin sonuna gelmiş olanlara acı yoluyla ulaşabilecekleri daha yüce ve sonsuz bir deneyim sunarlar.
Leviathan

"...özgürce keşfedin. Bedeninizi tanımak için sonsuza dek vaktimiz var."
Filmde Labirent’in hükümdarıdır. Cenobitlerin taptığı ve emirlerini uyguladığı en üst otoritedir. Film dışında bazı din ve inanışlarda da adı geçmektedir.
LeMarchand’ın Kutusu

"Kutuyu çözdün. Geldik. Şimdi sen de bizimle gelmelisin. Zevklerimizi tat."
Gerçek adı The Lament Configuration olan bu kutu Cenobitlerin dünyası ile insanların dünyası arasında boyut açan bir bulmacadır. Kutu 18. yüzyılda Paris’te yaşayan Philip LeMarchand adında Fransız bir oyuncak ustası tarafından yapılmıştır. Karanlık sanatlara ilgisi olan aristokrat Duc de L’lsle siparişi üzerine LeMarchand bu bulmacayı yapıyor. L’lsle ve hizmetçisi Jacques bir kadının derisine karanlık büyü kullanarak Angelique adında bir iblis çağırır. Ancak Angelique ve Jacques, L'Isle'a ihanet ederek öldürürler. Bu durumu gören LeMarchand iblisleri yok etmek için Elysium Configuration’ı icat etmeye çalışır. Tam olarak bitebilmesi için Lament Configuration’ı geri alması gerekmektedir ve çalmaya çalışırken yakalanır. Yarattığı kutu yüzünden LeMarchand’ın soyu sonsuza dek lanetlenir.
Cenobitlerin Varoluşu

“Rüyalar geçicidir, sadece kabuslar sonsuza dek sürer.”
Cenobitler aslında bir şekilde kutuya denk gelip açan ve Leviathan tarafından seçilmeye değer görülmüş insanlardır. Her Cenobitin arkasında trajik ve karanlık bir geçmiş vardır. Kutuyu açan kişinin ahlak sınırlarının olmaması, acı ve zevki en uç noktada yaşama potansiyeline sahip olması gerekir. Sıradan bir günahkar ebedi işkenceye maruz kalırken felsefi takıntı haline getirenler Cenobit adayı olur. Kutu çözüldüğünde kişi zincirle yakalanır ve Labirent’e sürüklenir. Cehennemdeki dönüşüm sürecinde anatomik değişimlere uğrar. Dönüşüm sırasında insan formu büyük ölçüde değişir. Artık sadece Leviathan’ın düzenine bağlı hale gelirler.
Pinhead

"İçim son derece boş." -Pinhead
Baş Cenobit olan Pinhead bir zamanlar Elliot Spencer adında bir askerdi. I. Dünya Savaşı’nda yüzbaşı olarak görev yapan Elliot Spencer çevresindekilere karşı büyük empati kurabilen ve etkili bir adamdı. Ancak katıldığı savaşlardan birinde birbirlerine karşı sergilenen insanlık dışı muameleye tanık olduktan sonra insanlığa ve Tanrı’ya olan inancını kaybetti. Birçok yoldaşının bu korkunç koşullar altında öldüğünü gördükten sonra yaşama hakkına sahip olduğuna inanmıyordu ve travma sonrası stres bozukluğunun şiddetli etkilerini yaşadı. Hayal kırıklığına uğramış ve bıkkın olan Elliot Spencer tatmin ve zevk için hedonist bir yaşam tarzına yönelerek dünyayı dolaştı ta ki gizemli bulmaca kutusu Lament Configuration’ı satın alana kadar. Leviathan, Spencer'ın içindeki o devasa boşluktan, düzene olan açlığından ve acıyı kabul etme potansiyelinden çok etkilendi. Onu sıradan bir kurban yapmak yerine Cehennemin Başrahibi (Hell Priest) yani Pinhead yaptı. Serideki filmlerin çoğunda Pinhead aynıdır ve hikayesi budur ancak sonradan değişiyor.
Hellraiser (1987)
Film hedonist ve her türlü zevki tatmış olan Frank Cotton ile başlar. Frank gizemli bir satıcıdan LeMarchand Kutusu satın alır. Frank bu kutunun fiziksel dünyanın ötesindeki sonsuz zevklerin olduğu boyut ile bu dünyanın kapısı olduğunu düşünür. Kutuyu çözer ancak kapı açıldığında ona gelenler zevk değil Cenobitler ve onların acı dolu boyutudur. Frank, Cenobitler tarafından paramparça edilir ve ruhu o boyuta hapsolur. Frank’in kardeşi Larry Cotton ve eşi Julia, Frank’in eskiden yaşadığı eve taşınırlar. Julia aslında Frank ile gizli bir ilişki yaşamıştır ve ona hala takıntılıdır. Taşınma sırasında Larry elini keser ve kanı zemine damlar. Frank'in hapsolduğu boyuttan geri dönebilmesi için kan gerekmektedir. Bu kan damlaları Frank’i yavaş yavaş yeniden formuna kavuşturmaya başlar. Frank artık yarı insan yarı canavar bir deri yığını halindedir.

Julia’yı kendine çağırır. Ona olan aşkından dolayı Julia, Frank'i eski haline getirebilmek için ona besin sağlamaya başlar. Eve insanları davet eder onları tuzağa düşürür ve Frank'i bu kurbanların kanıyla besleyerek yavaş yavaş etini geri kazanmasını sağlar. Frank artık yeterli güce ulaştığında evden kaçmaya çalışır ancak Cenobitler Frank'in kaçtığını fark ederler. Cenobitlerin lideri Pinhead, Frank'i geri almak için dünyaya gelir. Bu sırada Julia’nın kızı Kirsty üvey annesinin gizli işlerini fark eder ve bir tartışma sırasında kutuyu ele geçirir. Kirsty, Cenobitlerle karşı karşıya gelir. Cenobitler kutuyu çözen kişinin onları davet ettiğini, Kirsty'nin ise kutuyu çalmış olduğunu söyler. Kirsty hayatını kurtarmak için onlara Frank'in evde olduğunu ve kaçtığını söyleyerek bir anlaşma yapar.
Frank evde Kirsty ve babası Larry ile yüzleşir. Frank, Larry’yi öldürüp onun derisini yüzerek onun kılığına girer. Ancak Kirsty, Frank'in gerçek yüzünü ortaya çıkarır. Bu sırada Pinhead ve Cenobitler odaya girer. Pinhead ve Cenobitler, Frank'i bir zincir ağıyla yakalar ve acımasızca paramparça ederler. Kirsty kutuyu tekrar çözerek onları gönderir. Ancak Cenobitler işleri bitince Kirsty'yi de yanlarında götürmeye çalışırlar. Kirsty son bir hamleyle kutuyu kapatır ve onları geri hapseder. Frank bir nevi kendi sonunu hazırlıyor çünkü Cenobitlerin aradığı deneyimi vereceğini düşünüyordu. Halbuki Cenobitler için tek deneyim acı ve acıdan doğan zevktir.
Hellbound: Hellraiser II (1988)
Film ilk filmin hemen ardından başlar. Kirsty Cotton yaşadığı dehşetten sonra bir psikiyatri hastanesine yatırılmıştır. Ancak travması yüzünden kimse ona inanmaz. Hastanenin başhekimi Dr. Philip Channard yıllardır Cenobitler ve bulmaca kutusu (Lament Configuration) ile saplantılı bir şekilde ilgilenmektedir. Kirsty'nin anlattıklarına inanmasa da onun sayesinde bir şeylerin döndüğünden emindir. İlk filmde Julia öldüğünde yatağın üzerine dökülen kan farklı bir etki yaratmıştır. Channard ilk filmdeki evi gizlice incelemektedir. Hastalarından birini eve getirir. Adamı usturayla yaralayıp kanını yere akıtır. Kan yere gömülü kalan Julia'nın parçalanmış bedenine ulaşır. Yavaş yavaş derisiz korkunç görünümlü Julia yeniden oluşmaya başlar. Ancak tamamen dirilebilmesi için daha fazla kana ihtiyacı vardır.

Channard, Julia'nın yaşadığını görünce büyük heyecan duyar. Julia ona daha fazla insan getirmesini söyler. Doktor da akıl hastanesindeki hastaları gizlice öldürerek Julia'nın önüne atar. Her kurbanla birlikte Julia'nın bedeni biraz daha tamamlanır. Sonunda tekrar insan görünümüne kavuşur. Hastanede Tiffany adında genç bir kız vardır. Tiffany'nin en büyük yeteneği karmaşık bulmacaları çözebilmektir. Saatlerce hiçbir şey konuşmadan mekanik bulmacalar çözebilir. Channard onu özellikle bu yüzden hastaneye getirmiştir. Asıl amacı Tiffany'e Lemarchand Kutusu'nu açtırmaktır. Çünkü kendisi kutuyu açmaya cesaret edemez.

Kirsty hastanede Tiffany ile arkadaş olur. Channard, Tiffany'yi kandırarak kutuyu çözdürür. Kutunun açılmasıyla cehennemin kapıları aralanır ve Channard, Julia ve Tiffany, Leviathan'ın hüküm sürdüğü Labirent’e çekilirler. Filmin ilk yarısı burada bitiyor ve ikinci yarısı tamamen Cenobitlerin yaşadığı cehennem boyutunda geçiyor. Bu film Labirent’i anlamak için önemli çünkü diğer filmlerde pek gösterilmiyor bu filmde gösterildiği kadar. Labirent sonsuz koridorlar ve işkence odalarından oluşan Leviathan'ın merkezde olduğu devasa bir yapıdır. Channard hayatı boyunca Cenobitlere ulaşmak istemiştir. Onlarla karşılaşınca büyük bir mutluluk duyar. Bu saplantısı yüzünden Leviathan onu hizmetkârına dönüştürür. Channard korkunç bir dönüşüm geçirir. Artık o da yeni bir Cenobitdir. Fakat diğerlerinden çok daha güçlüdür çünkü Leviathan ona özel yetkiler vermiştir.

Frank de yeniden ortaya çıkar. Her zamanki gibi insanları kandırmaya çalışır. Kirsty'e babasının kılığına girerek yaklaşır. Ancak Kirsty onu tanır. Julia da Frank'i uzun süre sonra tekrar görür. Frank, Julia'yı yine kullanmaya çalışır. Julia bu kez Frank'i öldürür. Frank parçalanarak tamamen yok olur. Kirsty Labirent’in bir bölgesinde eski bir yatağın üzerinde fotoğraflar bulur. Bu fotoğraflar Pinhead’in insan olduğu zamanlara aittir yani Elliot Spencer’ın fotoğraflarıdır. Kirsty, Pinhead'e geçmişini hatırlatır. Pinhead kısa süreliğine insanlığını hatırlar. Diğer üç Cenobit de benzer şekilde eski yaşamlarına dair anılar yaşamaya başlar. Bunun üzerine Channard saldırıya geçer. Diğerlerinden daha güçlü olduğu için ilk filmdeki Cenobit kadrosunu komple öldürür.

Channard artık Levathian’ın en güçlü hizmetkârıdır. Kirsty ve Tiffany kaçmaya çalışırlar. Julia da bir süre onlara yardım eder gibi görünür. Fakat sonunda Julia yine kendi çıkarını seçer. Leviathan onu da öldürür. Tiffany, Labirent boyunca mekanizmaları çözerek ilerler. Sonunda LeMarchand Kutusu kapanır. Tiffany ve Kirsty kaçmayı başarırlar. Film seriye lore olarak büyük katkıda bulunuyor çünkü bu film sayesinde ilk defa Levathian’ı, Cenobitlerin önceden insan olduklarını ve Pinhead’in geçmişini öğreniyoruz.
Hellraiser III: Hell on Earth (1992)
Film bir sanat galerisi işletmecisi olan J.P. Monroe’nun oldukça süslü, üzerinde Pinhead’in hapsolduğu kabartmanın bulunduğu bir sütunu satın almasıyla başlar. Pinhead önceki filmdeki olayların ardından bir tür ara boyut içerisindedir ve ruhu bu sütuna hapsolmuştur. Pinhead, Monroe’yu manipüle ederek ona kurbanlar sunmasını sağlar Monroe kurban ettikçe Pinhead yavaş yavaş etten bir bedene kavuşmaya başlar.

Filmin ana karakteri televizyon muhabiri Joey Summerskill'dir. Joey savaş bölgelerinde haber yapmak isteyen başarılı ama yalnız bir gazetecidir. Bir gece hastanede rutin bir haber hazırlarken korkunç şekilde yaralanmış genç bir adam olan Terri'nin erkek arkadaşı ile karşılaşır. Adam konuşamaz durumdadır. Birkaç dakika sonra zincirler ortaya çıkar. Adam parçalanarak öldürülür. Kimse bunun nasıl gerçekleştiğini anlayamaz. Bu olay Joey'nin ilgisini çeker. Joey araştırmaları sırasında evsiz genç kadın Terri ile tanışır. Terri zengin gece kulübü sahibi Monroe ile ilişki yaşamaktadır. Monroe onu pahalı hediyelerle yanında tutmaktadır. Terri ise bu hayattan kurtulmaya çalışmaktadır. Joey ve Terri kısa sürede arkadaş olur.
Monroe kulübündeki gizemli sütundan etkilenmeye başlar. Sütun geceleri sanki canlıymış gibi hareket etmektedir. Bir gece merakına yenik düşerek sütuna yaklaşır. Sütunun içinden Pinhead onunla konuşur. Pinhead özgürlüğüne kavuşabilmesi için kana ihtiyaç duyduğunu söyler. Monroe kulüpte insanları öldürmeye başlar. Kan sayesinde Pinhead yavaş yavaş güç kazanır. Pinhead sütunun içinden tamamen çıkar. Artık yeniden fiziksel bir bedene sahiptir. Pinhead tam fiziksel formuna kavuştuğunda kendi içindeki insani tarafı tamamen reddeder. İnsani tarafı olan Spencer bir yankı olarak arafta mahsur kalmıştır ve Joey ile iletişim kurarak ondan yardım ister. Pinhead ise artık herhangi bir kurala bağlı kalmadan sadece kaos ve yıkım peşinde koşmak istemektedir. O artık Cenobitlerin soğuk düzenine bile ihtiyaç duymayan serbest bir iblistir.

Bu noktadan sonra tartışma konusu olan bir olay yaşanıyor. Pinhead öldürdüğü insanları Cenobite çeviriyor. Ancak bildiğimiz kadarıyla Cenobite çevirme eylemini sadece Leviathan yapabiliyordu. Filmin kendisinden bir açıklama çıkarırsak ikinci filmde Pinhead insani tarafından arındığı için artık saf kötü olmuştur ve Leviathan’ı bile eskisi kadar dinlemiyor başına buyruk hareket ediyor. Bir de işin kamera arkası var. Clive Barker ilk iki filmden farklı olarak bu filme sadece yapımcı olarak katıldı. Senaryoya pek etkisi olmadı. Film yapımcıları da Pinhead’in daha sık gözükmelerini istiyorlardı çünkü artık popüler olmuştu. Bu yüzden kurallar esnetildi ve bu filmden sonraki filmlerde yine eski sistemden devam edildi. Bu tarz lore hataları maalesef tek değil ilerleyen filmlerde daha da sık hatalar var.

Film uzun bir geçmiş sahnesi gösterir. İkinci filmde insan tarafı ayrıldığı için Elliot Spencer’ın ruhu artık Joey'nin rüyalarında görünmektedir. Elliot, Joey'den yardım ister. Pinhead artık tamamen kontrolden çıkmıştır. Onu durdurabilecek tek kişi Joey'dir. Çünkü Pinhead ile Elliot yeniden birleşirse Pinhead zayıflayacaktır. Pinhead ve yeni Cenobitler bir kiliseye gider. Rahip Pinhead'i durdurmaya çalışır ancak onu öldürür. Pinhead artık gizlenmeyi bırakır. Yeni Cenobit ordusuyla şehir merkezine saldırır. İnsanlar sokaklarda öldürülür. Polisler katledilir. Şehir tam anlamıyla cehenneme dönüşmeye başlar. Seride ilk kez Cenobitler bu kadar açık şekilde insanların arasına karışmıştır. Joey eski araştırmalardan LeMarchand Kutusu'nun hâlâ çalıştığını öğrenir. Kutuyu kullanarak Pinhead'i tekrar Labirent'e göndermeyi planlar. Kutunun etkisiyle Elliot Spencer'ın ruhu tekrar Pinhead ile birleşir. Pinhead kutunun içine çekilir. Zincirler onu sarar. Pinhead yeniden hapsedilir. Yeni Cenobitler de onunla birlikte yok olur.
Hellraiser: Bloodline (1996)
Lore açısından serideki en önemli filmdir. Lament Configuration’ın tarihini anlatmaktadır ve 3 zaman diliminde geçer. Film 2127 tarihinde uzayda başlıyor. Uzay temasına pek alışık olmadığı için seyirciyi burada şaşırtıyor. Dr. Paul Merchant, Minos Uzay İstasyonu'nda tek başına çalışmaktadır. Yanında LeMarchand Kutusu vardır. Kutuyu bir robota çözdürür. Robot anında zincirlerle parçalanır. Tam bu sırada güvenlik kuvvetleri içeri girerek Paul'u tutuklar. İstasyon komutanı Rimmer, Paul'ün neden kutuyu açtığını sorar. Paul ise her şeyi anlatmaya başlar. Böylece film üç farklı döneme gidip gelmeye başlar. 1796‘da Paris'te yaşayan oyuncak ustası Philip LeMarchand son derece yetenekli bir zanaatkârdır. Bir gün zengin aristokrat Duc de L'Isle ona çok karmaşık mekanik bir kutu yaptırmak ister. Kutuyu tamamlayıp teslim eder. Duc de L'Isle ve yardımcısı Jacques genç bir köylü kadını kurban eder. Kadının derisi yüzülür. Kutunun açılmasıyla birlikte cehennemden Angelique isimli güçlü bir iblis çağrılır. Philip bütün bu ritüeli gizlice görür. Hayatının şokunu yaşar. Angelique aslında klasik Cenobitlerden farklıdır. O daha eski nesil bir cehennem varlığıdır.

Jacques efendisini öldürür. Artık Angelique'i kendisinin kontrol edeceğini söyler. Philip ise yaptığı hatayı telafi etmek ister. Kutuyu geri almaya çalışır fakat yakalanır. Angelique Philip'i öldürür. Fakat Philip'in hamile eşi hayatta kalır. Böylece Merchant ailesinin laneti nesiller boyunca devam eder. Ölmeden önce Philip başka bir tasarım hazırlamaya başlamıştır. Bu tasarımın adı Elysium Configuration'dır. Amacı LeMarchand Kutusu'nun tam tersini yapmaktır. Philip'in torunlarından biri olan mimar John Merchant, New York'ta devasa bir gökdelen inşa etmektedir. Kimsenin bilmediği şey ise bu bina aslında devasa bir mekanik bulmacadır. Philip'in yıllar önce çizdiği Elysium Configuration tasarımının ilk prototipidir. John bunun cehennemi sonsuza kadar mühürleyebileceğine inanmaktadır. Angelique iki yüz yıldır dünyadadır. John'un binasını öğrenince Jacques'i öldürür çünkü artık ona ihtiyacı kalmamıştır. Sonra Amerika'ya gider. Amacı John'u baştan çıkarmaktır. Angelique binanın temelindeki LeMarchand Kutusu'nu bulur. Bir adamı kandırarak kutuyu çözdürür. Kapı açılır. Pinhead yeniden ortaya çıkar. Bu iki cehennem hizmetkârının yöntemleri farklıdır. Pinhead daha vahşidir. Yine de John Merchant’ı durdurmak için birlikte çalışırlar. Pinhead iki güvenlik görevlisini yakalar. İkisini tek bedende birleştirerek Siamese Twins Cenobites isimli yeni yaratığı oluşturur. Yine burada lore olarak bir hata var ancak dediğim gibi ilerleyen filmlerde yine bu tarz hatalar olacak.

Siamese Twins
John sonunda Elysium Configuration makinesini çalıştırır. Fakat makine henüz tamamlanmamıştır. Başarısız olur. Pinhead bunu fırsat bilerek John'u öldürür. John'un eşi Bobbi, LeMarchand Kutusu'nu açar. Pinhead, Angelique ve diğer yaratıklar yeniden cehenneme gönderilir. Paul Merchant'ın amacı artık anlaşılmıştır. Minos Uzay İstasyonu sıradan bir istasyon değildir. İstasyonun tamamı dev bir Elysium Configuration olarak tasarlanmıştır. Yani bütün istasyon aslında devasa bir LeMarchand karşıtı mekanizmadır.
Ne yazık ki Paul hikayesini anlatırken kutuyu çoktan açmıştır. Pinhead gelir ancak Paul onu tuzağa çekmiştir. Paul sistemi etkinleştirir. Uzay istasyonu hareket etmeye başlar. İstasyon kendi üzerine katlanarak devasa bir LeMarchand Kutusu şekline dönüşür. Ortaya çıkan ışık alanı Pinhead'i ve tüm Cenobitleri içine hapseder, Pinhead bu ışıkta tamamen parçalanır. Cehenneme açılan kapılar da kapanır.
Film burada Pinhead'in kalıcı olarak yok edildiğini söyler. Filmde birçok tartışma konusu var ki zaten filmin süreci de sorunlu. Öncelikle Angelique karakteri büyük bir sürpriz. Çünkü yine bildiğimiz kadarıyla diğer boyutta Leviathan ve hizmetkarları Cenobitler vardı. Temel olarak bu iki varlıktan ibaretti o evren ama bu filmde Angelique adında eski bir cehennem hizmetkarı ortaya çıkıyor. Tam olarak Cenobit demek doğru olmaz çünkü Cenobitler önceden insandılar ve Leviathan tarafından hizmetkar olarak seçiliyorlar. Angelique ise zaten var olan bir iblis ve sadece bedene bürünüyor. Yani tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Üçüncü filmdeki lore hatası yine burada da kendini gösteriyor. Filmde bir noktada Angelique ile Pinhead tartışıyor hatta bu da büyük bir soru işareti çünkü Cenobitler emir alan varlıklar bu şekilde kendi aralarında tartışmaları daha önce görülmedi seride. Film aslında 2 saate yakındı ancak stüdyo sahne kesmiş ve 85 dakika civarına düşmüş süresi. Bu kesilen sahnelerde muhtemelen lore hakkında bilgiler vardı. Filmin yönetmeni Kevin Yagher normalde farklı bir film yapacaktı ancak yapımcı şirket filmi çok ticari bulmadığı için sahne kesme gibi düzenlemelerde bulundu. Kevin Yagher sonuçtan hiç memnun değildi bu yüzden filmin üzerinde kendi adının bulunmasını istemedi ve jenerikte projeyi reddetmek isteyen film yönetmenlerinin kullandığı Alan Smithee ismini kullandı.
Hellraiser: Resurrection (2000)
Bu ilk filmin nasıl çekildiğini gösteren yaklaşık 24 dakikalık bir kamera arkası belgesel. İzlemek isteyenler buradan ulaşabilir.

Hellraiser: Inferno (2000)
Bu film konu olarak diğer filmlerden farklı. Filmin ana karakteri Dedektif Joseph Thorne’dır. Joseph zeki ama ahlaken yozlaşmış bir polis memurudur. Joseph ve ortağının vahşice işlenmiş bir cinayeti araştırmaya gitmesiyle film başlar. Cesedin yanında LeMarchand Kutusu bulur. Bulmacalara meraklı olduğundan dolayı delil olarak teslim etmek yerine cebine atar. Akşam bir otel odasında kutuyu çözmeye başlar. Kutuyu açmayı başarır. Film bunu gösterdikten sonra doğrudan ertesi güne geçer. Kutuyu açtığı andan itibaren garip şeyler görmeye başlar.

Bu gördüğü kabus benzeri şeyin bitmesiyle ertesi güne uyanır ancak tam o anda gerçekliği değişmiştir. Joseph uyandığında normal hayatına devam ettiğini sanır fakat gittikçe işler garipleşir. Ölü insanlar görür, garip sesler duyar ve gerçeklik ile rüya arasında gitgel yapar. Sonrasında kutuyu açtığı gece birlikte olduğu kadından bir çağrı alır ve olay yerine gider ancak kadını ölü bulur. Kadın banyoda asılmıştır ve yanında bir kesik parmak vardır. Kutu üzerindeki parmak izi incelemeleri sonucu yolu bir dövmeciye çıkar. Dövmecide öğrendikleri sonucunda tüm yollar The Engineer adında birine çıkar ancak bir türlü ona ulaşamaz ve takıntı haline getirir. Nereye gitse “Eğer Mühendisi ararsan, Mühendis de seni arayacaktır” tarzı söylemler duyar. Katil cinayet işlemeye ve yanına kesik parmak bırakmaya devam eder ancak Joseph bir türlü ulaşamaz. Gittikçe takıntı haline geldiğini gören çevresindekiler Joseph için endişelenir ve onu psikolojik danışmana gönderirler. Danışman da ona eskiden tıpkı onun gibi birinin olduğunu ve The Engineer’ı aramaktan şüphelerin onu paranoyak yaptığını söyler. Bu şüphelerin onu derin bir depresyona ittiğini ve en sonunda kafasına sıkarak intihar ettiğini anlatır. Joseph gittikçe saplantılı hale gelmeye devam eder cinayet bitmez arayış sürer taki Mühendis’i bulana kadar.
Mühendis’i bulduğu zaman maskesini açar ve kendisini görür. Buradan anlaşılıyor ki Mühendis aslında Joseph’in kendi karanlık yönünün fiziksel temsilidir. Film boyunca kesilen parmakların bir çocuğa ait olduğu anlatılır ve filmin sonunda o çocuğu da bulur. Çocuk da burada Joseph’in çocukluğunu ve masumiyetini temsil etmektedir. Her bulduğu kesilen parmak onun masumiyetinin yavaş yavaş yok oluşunu simgeler. Filmin sonunda çocuğu sandalyede bulur ve tüm parmakları kesilmiştir bu da Joseph’in vicdanının tamamen tükendiği anlamına gelir. Sonrasında Pinhead gelir ve aslında Joseph’in danıştığı doktorun Pinhead olduğu öğrenilir. Pinhead, Joseph’e kutuyu açtığından beri cehennemde olduğunu söyler. Son sahneden anlıyoruz ki Joseph, Labirent’in içinde kaybolmuş ve sonsuz bir döngüye girmiş. En sonda yeni bir güne başlıyor ve yeniden masaya oturacak ve o telefon yeniden çalacak. Yeniden bir cinayet peşinde koşacak. Sonsuza dek bu döngüye mahkum edilmiştir.

Film şuana kadar ki incelediğimiz filmlerden farklı. Klasik bir Hellraiser filmi gibi değil. Filmde Joseph’in yozlaşmasından ve ahlaki sorunlarından bahsediyor Pinhead ama bu onu Joseph’in kişiliği yüzünden cezalandırdığı anlamına gelmez. Cenobitler insanların ahlakına göre hareket etmiyorlar. Onlar kozmik bir düzenin görevlileri. Sadece ufak bir değişiklik var o da diğer filmlerde kutuyu açan direkt ceza çekiyor bu kadar basit ancak bu filmde ceza tamamen Joseph’in günahlarına göre yani kişisel olarak ayarlanıyor. Bu bir lore hatası değil, film sadece cehennem herkes için farklı olabilir diyor. Şu ana kadarki Hellraiser filmleri arasında sinemada gösterime girmeyen ilk filmdir ayrıca. Birçok sebebi var ancak Hellraiser: Bloodline’ın gişe beklentilerinin altında kalması ve kötü eleştiriler alması bunlardan bazıları. Bunun üzerine yapımcı şirket strateji değiştirdi ve artık düşük bütçeyle DVD/VHS piyasasına oynadı.
Hellraiser: Hellseeker (2002)
Daha önceden hayatta kalan karakter Kirsty Cotton bu filmde geri dönüyor. Film Trevor Gooden ve eşi Kirsty Cotton ile başlar. Gayet mutlu gözükmektedirler ve bir yolculukta olduklarını görüyoruz. Yolda büyük bir kaza geçirirler ve araba nehre fırlar. Trevor yaralı olarak kurtulur ancak eşi kaybolur cesedi bulunamaz. Trevor hastanede uyanır ve polis Trevor’ı sorgulamaya başlar. Trevor ise hiçbir şey hatırlamadığını söyler ve hastaneden çıkar ancak işler garipleşmeye başlar. Sürekli garip insanlar, ölüler görüp durur. Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla Trevor eşine sadık değildir ve onu aldatmaktadır. Eşinin kaybolması üzerine vicdan yapar ve üst üste gelince dünya onun için kabusa döner. İlerledikçe görmekteyiz ki Trevor eşini miras için öldürmeyi planlıyordur. Trevor, Kirsty'yi ortadan kaldırmak için onun Lament Configuration’ı açmasını sağlar. Ancak Kirsty, Pinhead ile bir anlaşma yapar. Kendisi yerine Pinhead'e beş ruh sunmayı teklif eder. Kirsty, Trevor'ın üç metresini ve suç ortağı olan arkadaşını öldürür. Son ruh olarak da Trevor’ı sunar. Trevor karısının onu öldürdüğünü tüm cinayetleri üstüne yıktığını ve kendisini cehenneme gönderdiğini anlar. Yani aslında kazada ölen Trevor kurtulan ise Kirsty olmuştu.

Baktığımız zaman önceki filmle yani Hellraiser: Inferno ile benzerlik gösteriyor yine bir ters köşe var. Bu iki film seride diğer filmlerden farklı tarzda.
Hellraiser: Deader (2005)
Film Amy Klein adlı gazeteciyle başlar. Amy uyuşturucu bağımlıları arasına girip haber yapan tehlikeli olaylardan çekinmeyen biridir. Patronu Charles ona oldukça tuhaf bir VHS kaseti verir. Kasette Deader tarikatının ayin görüntüleri vardır. Genç bir kadın herkesin gözü önünde tabancayla kendini başından vurur. Normalde ölmesi gerekirken tarikatın lideri Winter cesedin yanına gelir ve kadın tekrar ayağa kalkar. Amy bunun kamera hilesi olduğunu düşünür ama patronu bunun gerçek olabileceğini söyler. Kaseti araştırmak için gönderildiği yere gider. Kaseti gönderen kişinin adı Marla'dır. Amy onun evine gider. Kapıyı açtığında korkunç bir manzarayla karşılaşır. Marla’yı ölü bulur fakat daha ilginci elinde Lament Configuration vardır. Oteline dönen Amy merakına yenik düşer ve kutuyu açar. Kutunun parçaları hareket etmeye başlar. Bir anda zincirler fırlar. Ardından Pinhead ortaya çıkar fakat ilginç biçimde onu öldürmez ve tehlikede olduğunu söyler. Bundan sonra Amy araştırmalarına devam eder ve önceki filmlerde kutuyu açanların gördüğü gibi garip şeyler görmeye başlar.

Metro tünellerinde yaşayan insanlar arasında dolaşır. Burada Joey isimli adamla tanışır. Joey, Deader isimli tarikatı bildiğini söyler. Fakat konuşurken sürekli korkmaktadır. Sonrasında Winter belirir ve Amy onu kovalamaya başlar ancak Winter yaklaşan trenin önüne atlar. Amy çığlık atar ve tren geçer ancak Winter kaybolmuştur. Amy daha sonra tarikatın saklandığı terk edilmiş binaya gider. Binanın altında devasa tüneller vardır ve içeride yürürken gölgeler görmeye başlar. Birisi onu bıçaklar ve sonra bir odada kendini görür yani gerçekten bıçaklanmamıştır. Bu olayın ardından odaya bir tarikat üyesi gelir ve onu Winter’ın yanına götürür. Bu arada sonradan öğreniyoruz ki Winter’ın tam ismi Winter LeMarchand. Soyadı dikkat çekiyor ve az çok burada bağıntı kurabiliyoruz olaylarla ilgili. Winter kendisinin insanlığı ölümden kurtaracağını düşünmektedir. İntihar edenleri yeniden diriltebildiğini iddia eder ancak aslında yaptığı şey gerçek anlamda diriltmek değildir. İnsanları ölüm ile yaşam arasında sıkışmış varlıklara dönüştürmektedir. Bu durumdaki varlıklara da Deader deniliyor ne tamamen canlılar ne de tamamen ölü. Winter, Amy’i yakalayıp bir ritüel yaparak onu bir Deader yapmaya çalışır. Ritüel esnasında Amy’nin çocukluğundaki travmaları görüyoruz. Babası alkoliktir ve küçüklüğünde ona cinsel istismarda bulunmuştur. Amy bir gün mutfaktan aldığı bıçakla babasını öldürmüştür ve onda büyük bir travma kalmıştır.

Amy geçmişe giderken sırtından bu sefer gerçekten bıçaklanır. Sonrasında Pinhead belirir ve ilginç bir konuşma geçer. Pinhead, Deaderların Cenobitlerin dünyasına müdahale ettiğini ve Amy’nin kurtarıcısı olduğunu söyler. Bu konuşma üzerine Amy metroya geri döner ve yine garip şeyler görmeye başlar. Ardından bir akıl hastanesinde bağlı bir şekilde uyanır. Amy burada Marla’nın ruhu ile konuşur ve Marla gerçeği açıklar.
Tarikat aslında Amy’i özellikle seçmiştir çünkü Winter geçmişteki travmalarını seçilen kişiye karşı kullanarak kutuyu açtırabileceğine inanır. Amy’nin karnından kan aktığını sanki bıçaklandığını görürüz ve ardından Amy gözünü tarikatın yanında açar. Winter ve tarikatı ona kendini öldürmesi yani ritüele devam etmesi konusunda baskı yapar. Amy tam kendini bıçaklayacakken aniden kutuyu alıp fırlatır ve kutu açılır. Kutunun açılmasıyla Cenobitler gelir. Winter ve tarikatını zincirlerle öldürür. Tarikat üyeleri öldükten sonra sıra Amy’e gelir ancak Amy eğer yakalanırsa cehennemde ebedi azap çekeceğini bildiği için Winter’ın verdiği bıçakla kendini öldürür ve kutu kapanır. Son kısımda da Amy’e işi veren kişinin haberleri izlediğini ve sonrasında başka bir kadın gazeteci ile anlaşıp yine aynı işi verdiğini görürüz bu da döngünün bitmediği anlamına gelir. Baktığımız zaman bu film de diğer filmlere göre seri içinde farklı çünkü arkasında bir sebebi var. Normalde bu film tasarlanırken asla bir Hellraiser filmi olarak düşünülmemişti. Yapımcı şirket o yıllarda Hellraiser serisinin haklarını ellerinde tutuyordu ve kaybetmemek için de belli aralıklarla film üretmeleri gerekiyordu. Normalde ayrı bir film olarak tasarlanan senaryoya Cenobitleri de ilave ederek bir Hellraiser filmi yaptı. Seri boyunca Pinhead’i canlandıran Doug Bradley senaryonun asla bir Hellraiser filmi gibi hissettirmediğini ancak karaktere olan sevgisi nedeniyle oynamaya devam ettiğini açıkladı. Zaten Doug Bradley bu filmden sonraki Hellraiser filminde de Pinhead’i canlandıracak ancak sonraki filmlerde rolü reddedecek.
No More Souls (2004)
Öncelikle bu film resmi bir Hellraiser filmi değil. İleride resmi Hellraiser filmi Hellraiser: Judgment (2018) filmini yönetecek Gary J. Tunnicliffe tarafından yapılmış 6 dakikalık bağımsız bir kısa film. Gary Tunnicliffe en başından beri serinin hayranıydı. Yıllarca sette resmi Hellraiser filmlerinin makyajı ve özel efektleriyle uğraştı. Kendi isteği olarak sonra bu filmi çekti. Film bir distopyada geçer ve bir felaket sonucu dünyada insanlık yok olmuştur. Bu durumda Cenobitler ne yapardı? Artık toplanacak ruh kalmamıştır ve Cenobitler için bir anlamsızlık vardır. İlk kez Pinhead’i endişeli görürüz.
İnsanlık kendi dünyasını yok ederek benim dünyamı da yok etti.
- Pinhead
Bu söz üzerine kutuyu bu sefer Pinhead açar ve Cenobitler gelip ona işkence yaparlar. Defalarca bıçaklarlar, derisini yüzerler ve en sonunda film Pinhead’in soyulmuş yüzü ile biter.

Hellraiser: Hellworld (2005)
Film Hellworld adlı Hellraiser evreni temalı bir oyunu oynayan bir grup ile başlar. Gruptan biri olan Adam, oyunun içine fazlasıyla dalar ve gizemli bir şekilde intihar ederek kendini öldürür. Gruptaki arkadaşları üzgün ve büyük suçluluk hissederler. Aradan iki yıl geçer ve bir gün hepsine gizemli bir davetiye gelir. Hellworld oyununda özel bir etkinlik düzenlenecektir. Katılabilen kişi sayısı çok azdır. Etkinliğin yapılacağı yer Philip LeMarchand tarafından tasarlandığı iddia edilen ürkütücü ve eski bir malikanedir. Davetiye yalnızca seçilmiş oyunculara gönderilmiştir. Jake aslında gitmek istemez fakat internette tanıştığı gizemli bir kadın da partiye geleceğini söyleyince kabul eder. Grubu gizemli bir ev sahibi karşılar onları ağırlar ve evin tarihi hakkında bilgiler verir. Film her şey normalmiş gibi ilerler içecek içerler, dans ederler ve eğlenirler. Jake bir süre sonra sürekli intihar eden arkadaşı Adam’ı, Chelsea da bazı insanların kaybolduğunu görmeye başlar. Bu sırada evin içindeki Lament Configuration sembolü dikkat çekmektedir. Garip şeyler olmaya devam ederken ev sahibi arkadaş grubundan Allison’ı öldürür. Derrick’i de Pinhead öldürür. Pinhead sonra Mike’ı da öldürür.

Geriye sadece Jake ve Chelsea kalmıştır. Diğer arkadaşlarını ararlar fakat ilginç bir şey vardır ki görünmez olmuşlardır. Partideki insanlar onları görmez, polis çağırırlar onlar da görmez. Evde arkadaşlarını aradığı sırada Chelsea intihar eden arkadaşı Adam’ın eşyalarını bulur ve ev sahibi gelip gerçekleri açıklar. Partiye gelir gelmez hepsine güçlü bir halüsinojen vermiş ve içeceklerine uyuşturucu koymuş. Hepsi bayılmış ve onları tabuta gömmüş. Arkadaşlarından üçü tabutta havasızlıktan ölmüş ancak Chelsea ve Jake sağdır. Cenobitler aslında gelmemiştir yani hiçbiri yaşanmamıştır. Bulundukları yere bilinmeyen bir telefon ihbarı sonucu polisler gelir. Sonrasında Chelsea malikanenin penceresinde Adam’ı görür ancak bunu film hiçbir şekilde açıklamıyor. En sonunda da yaşlı adam oğlunun eşyalarını karıştırırken gerçek Lament Configuration’ı bulur ve açar. Bunun üzerine Cenobitler gelip yaşlı adamı alırlar. Bu film Doug Bradley’i Pinhead rolünde gördüğümüz son filmdir. Filmde kafada soru işareti bırabilecek yer, bilinmeyen polis ihbarı ve son kısımdaki Chelsea’nın Adam’ı pencerede görmesidir. Farklı şekillerde yorumlanabilir ancak elde olanlara baktığımızda polisi arayan kişinin intihar eden Adam’ın hayaleti olduğu sonucuna varıyoruz. Çünkü polisler geldikten sonra görüyoruz Adam’ın hayaletini yani elimizde olan tek şey bu. Bu film ile de biraz farklılığa gidilmiş ve slasher film havası verilmiş.
Hellraiser: Prophecy (2006)
Bu film resmi bir Hellraiser filmi değildir. Bir grup hayran tarafından çekilmiş bir hayran filmidir. Hikayede Lucifer (Şeytan) bir savaşın ortasındadır. Cennet ile cehennemin savaşı denilebilir. Bu savaşta Cenobitleri kullanıp kendi safına çekmek ister. Cenobitleri çağırmak için Lament Configuration’ı açması gerektiğini bilir ancak bunu kendi yapamaz bir şekilde engellenmiştir. Bu yüzden Natasha adında bir öğrenciyi manipüle ederek kutuyu açmasını sağlar. Cenobitler gelir ve Natasha’yı alır ancak Lucifer’ın tarafına geçmezler. Çünkü Cenobitler belirli bir hizmet doğrultusunda hareket eden varlıklardır emirden çıkmazlar. Natasha’dan sonra Lucifer’ı da cezalandırırlar ve film biter. Filmi YouTube’da iki bölüm şeklinde izleyebilirsiniz.

Hellraiser: Deader – Winter’s Lament (2009)
Bu film resmi bir Hellraiser filmi değildir. Hellraiser: Deader filmindeki Winter karakteri hakkında olan yaklaşık 30 dakikalık bir hayran filmidir. Winter küçüklüğünden beri ölüm, acı ve ruhsal aydınlanma fikirlerine saplantılıdır ve insanların gerçek özgürlüğe ancak ölümü deneyimleyerek ulaşabileceğine inanır. Marla da onun en sıkı takipçilerindendir. Deader tarikatına meraklı olanlar bakabilir ancak yeniden söyleyeyim bir resmi yapım değil yani tamamen hayranların yorumladığı bir senaryo. Filmi 3 bölüm şeklinde YouTube’dan izleyebilirsniz.

The Hellraiser Chronicles: Lifebringer (2009)
Bu resmi olmayan 27 dakikalık bir Hellraiser filmidir. Bir hayran yapımı veya ticari film değildir. Filmin ana karakteri Thomas Abberton isimli genç bir adamdır. Thomas'ın en büyük hayali dünyaca ünlü bir cerrah olmaktır. İnsanların hayatını kurtarmak ölümün önüne geçmek ister ancak zihinsel olarak dengesizdir ve takıntılı bir kişiliğe sahiptir. Normal yollarla istediği seviyeye ulaşamayacağını düşünmeye başlar. Bir gün karşısına esrarengiz bir adam çıkar. Bu adam Thomas'a Lemarchand Kutusu'na benzeyen gizemli bir nesne verir. Nesnenin ona gerçek cerrahlığın sırlarını öğreteceğini söyler. Thomas kutuyu açar. Kutunun açılmasıyla birlikte Hellraiser evrenindeki Cenobitlere benzeyen Surgeon Cenobite (Cerrah Cenobiti) ortaya çıkar. Cerrah Cenobit ona acıyı bilmeden birini canlandıramazsın tarzı bilgiler verir. Thomas önce korkar ama sonra Cenobit’in anlattıklarının doğru olduğuna inanmaya başlar. Thomas bilgi kazanmak için insan kaçırır ve insanlar üzerinde deneyler yapar. Bu gittikçe onu deliliğe sürükler. Filmin sonunda Thomas'ın tüm yolculuğunun aslında onu Cenobit'in istediği noktaya getirdiği anlaşılır. Bilgi arayışı onu insanlıktan uzaklaştırmıştır. Cerrah Cenobit onun ruhunu ele geçirir ve Thomas'ın insan diriltme hayali, acı ve ölümün hizmetkârına dönüşmesiyle son bulur. Resmi olmayan filmler arasında en sevdiğim bu filmi YouTube üzerinden 3 bölüm halinde izleyebilirsiniz.

Hellraiser: Revelations (2011)
Nico ve Steven adında macera arayan iki arkadaş arabalarıyla geziye çıkmışlardır ve bunu kayıt alırlar. Gezdikleri sırada tuhaf görünümlü bir adam onlara Lament Configuration verir. Onlara tarif edilemeyecek deneyimler yaşatacağını söyleyerek ikna eder. İki arkadaş gece eğlenirler. Nico bir hayat kadınıyla birlikte olur ve onu bıçaklayarak öldürür. Steven ise görünce dehşete düşer. İlerleyen vakitlerde Nico gizemli adamdan aldığı kutuyu açar ve Cenobitler onu götürür. Steven ise bir şekilde kurtulur. Sonrasında arkadaşı Nico’yu derisi yüzülmüş halde görür ve Nico ondan kendisine insan getirmesini ister anlaşılacağı üzere ilk filmdeki Frank’ın durumu olmuştur. Steven ona birkaç kişi getirir ve bir süre sonra artık getirmemeye karar verir. Nico ise Steven’ı öldürüp onun derisini kendi üstüne alır. Bu anlatılanlar geçmiş zamanı anlatmaktadır sonrasında film günümüze döner ve iki aile yemek yemektedirler. Polis daha önce ailelere iki arkadaşın eşyalarını vermiştir ve Steven’ın kız kardeşi içinde Lament Configuration’ı bulur. O sırada zile basılır ve herkes Steven’ın geldiğini görür ancak aslında Nico’dur.

Herkes şaşırır ve onu içeri alırlar ancak Steven hastadır. Ona yardım edip yatırırlar ve işler iyice garipleşmeye başlar. Kutuyu veren yaşlı adam evlerinin yakınına gelmiştir ve Nico’nun babasını öldürür. İlerleye vakitlerde evdekiler iyice panik yapmıştır ve Steven kılığına girmiş Nico bir anda ayağa kalkıp aileyi rehin alır. Zorla Steven’ın kız kardeşi Emma’ya kutuyu açtırır ve Cenobitler gelir. Emma ve babası harici herkesi alırlar ve film biter. Serideki bence en zayıf film. Film zaten yapımcı şirketin telif haklarını kaybetmemesi için yapılmış ve bütçesi de diğer filmlere göre düşüktür. Doug Bradley de bu filmde oynamayı kabul etmedi çünkü senaryoyu beğenmedi. Pinhead’in tüm ciddiyeti gitmiş bence. Doug Bradley’in yüzüne alıştığımız için bu şekilde farklı geliyor belki ama her şekilde en azından daha iyi bir Pinhead yapılabilirdi.
Hellraiser: Origins (2013)
Bu resmi bir film değildir. Bir grup sanatçı tarafından yapılan, Hellraiser serisini bu şekilde yapabiliriz amacıyla çekilmiş 2 dakikalık kısa bir fragman. Yönetmen Mike Le Han ve tasarımcı Paul Gerrard, özellikle 2000 sonrası Hellraiser filmlerinin artık kalitesiz olduğunu ve bir döngüye girdiğini düşünür. Bu fragman ile bu döngüyü kırabileceklerini ve yeniden kaliteli bir Hellraiser filmi yapabileceklerini göstermek isterler yapımcı şirkete ancak proje hiçbir zaman uzun metraja dönüşemeden rafta kaldı.

Leviathan: The Story of Hellraiser and Hellbound: Hellraiser II (2015)
Hellraiser serisinin ilk iki filminin yapım sürecini detaylıca ele alan bir yapım belgeselidir. Bu belgeseldeki bilgilerin bazılarını ilk kısımda vermiştik. Eğer çok daha detaylı incelemek istiyorsaniz bu belgeseli izleyebilirsiniz. Neredeyse ilk iki filmde oynayan herkes konuşuyor belgeselde. Bazı kaynaklarda 8 saatlik sürümleri bulunabilir yani sinema tarihindeki en detaylı yapım belgesellerinin arasına girer.

Hell on Earth: The Story of Hellraiser III (2015)
Bir önceki baktığımız ilk iki filmin yapım sürecini anlatan belgeselin devamı niteliğinde üçüncü filmin yapım sürecini anlatan 30 dakikalık resmi yapım belgeseli.

Hellraiser: Evolutions (2015)
Arrow Video tarafından üretilmiş The Scarlet Box adlı özel Hellraiser koleksiyon setinin içerisinde yer alan; Hellraiser serisinin tarihini ve evrimini kapsamlı bir şekilde anlatan 48 dakikalık bir yapımdır.

Hellraiser: Judgment (2018)
Bu filmde cehennemde Cenobitlerden ayrı bir grubun olduğundan ve bu grubun bir tür yargı grubu olduğundan bahsedilir. Cehenneme girenlerin yargılanmasından sorumludur ve adına da Stygian Inquisition (Stygian Engizisyonu) denir. İlk sahnede de bu sistem tanıtılır ve bir yargıç görevi gören The Auditor (Denetçi) olduğunu görürüz.

Dedektif kardeşler Sean ve David Carter bir cinayet ihbarına giderler ve orada yeni dedektif Christine Egerton ile tanışırlar. İncelemeler ve sonrasındaki deliller sonucu bir seri katilin peşine düşerler. İpuçları bir terkedilmiş eve çıkar ve Dedektif Sean oraya gider ve kendini Stygian Engizisyonu'nda bulur. Burada yargılanmak üzereyken Jophiel adında bir varlık devreye girer ve Sean’ın sadece oraya geldiği için yargılanmasının gereksiz olduğunu söyleyip serbest bıraktırır. Sean bir bulmaca kutusu çalarak oradan ayrılır. Sean, ekibiyle araştırmaya ve seri katili aramaya devam eder. Seri katilin saklandığı yeri sonunda bulur. Burada öğrendiğimize göre aslında seri katil Sean’ın kendisidir. Sean, karısının kendisini David ile aldattığını öğrenmiş ve travma sonrası stres bozukluğu ile kendi adaletini uygulamaya başlamıştır. Meslektaşı Christine’i etkisiz hale getirir ve karısını rehin alarak David’i çağırır. Sean, David ve karısına bulmaca kutusunu açtırıp onları verirse hayatının bağışlanacağını düşünür ve zorla kutuyu açtırır. Cenobitler gelir ve Sean’e işlerin böyle yürümediğini söyler. Bu sırada araya Jophiel girer ve Sean’ın işlediği cinayetlerin Tanrı’nın planının bir parçası olduğunu ve dünyada kalmasını isteyerek engel olmaya çalışır ancak Pinhead, Jophiel’ı vahşice öldürür ve Sean’in gitmesine izin verir ancak bu sefer de Christine Egerton tarafından vurularak öldürülür. Jophiel gibi bir varlığı öldürmek kural dışıdır ve Pinhead bu yüzden cezalandırılıp dünyaya ölümlü bir insan olarak gönderilir. Bu kargaşadan faydalanıp David ve Sean’ın karısı kaçar.
Şimdi bakıldığında filmde değişiklikler olan bir Hellraiser evreni görüyoruz. Denetçi ve yargılama sisteminden bahsetmiştim. Sean’ın, Cenobitler tarafından çağırılma sebebi kutuyu açmış olması değil, günahlarından dolayıdır. Tabii yargılanmadan kaçarken kutuyu çalması da bir etken ancak net bir şekilde cevabını göremiyoruz farklı yorumlar çıkarılabilir. Bu arada Jophiel karakteri de ilginç. Filmde bir melek olarak geçer bu yüzden Sean’ı kurtarmaya çalışır ve bu da Cenobitleri daha da ilgilendirir. Filmde bir nevi cehennem-cennet tarzı bir çekişme vardır. Yani normal kutuyu açanı cezalandır sisteminin biraz ötesine geçip genişletmeye çalışmışlar.
Hellraiser: Punishment (2022)
Resmi olmayan 18 dakikalık bir Hellraiser hayran filmidir. Film Kristy adında korku filmleri hayranı genç bir kadının internetten özel bir Hellraiser koleksiyon parçası sipariş etmesiyle başlar. Kutu eline ulaştığında bunun sıradan bir replikadan çok daha fazlası olduğu anlaşılır. İçinden gerçek Lament Configuration çıkar. Kristy kutuya büyük bir merakla yaklaşır. Hellraiser filmlerini yıllardır izlediği için kutunun ne yaptığını bildiğini düşünmektedir. Ona göre bu yalnızca korkutucu ama kontrol edilebilir bir deneyim olacaktır. Merakı ağır basınca kutuyu çözmeye başlar. Kutuyu açtığında odadaki atmosfer değişir. Işıklar titrer mekan adeta başka bir boyutla birleşmeye başlar. Kristy başta heyecan duysa da işlerin kontrolden çıktığını fark eder. Sonrasında Pinhead gelir ve Kirsty zincirlerle götürülür. Hayran filmi ve düşük bütçesi olmasına rağmen makyaj efektleri ve prodüksiyon kaliteli duruyor buradan izleyebilirsiniz.

Hellraiser (2022)
Bu film bir devam filminden daha çok seriyi yeniden başlatan bir filmdir. Evrende değişiklikler olmuştur. Lament Configuration artık altı farklı forma sahiptir ve her formda Leviathan tarafından bir ödül verilir. Film zengin iş insanı Roland Voight ile açılır. Voight uzun yıllardır Leviathan'ın sırlarını araştırmaktadır. Amacı sadece kutuyu açmak değildir. Leviathan ile pazarlık yapıp ölümsüz olmaktır. Bunun için bir kurban gerekir. Voight genç bir adamı evine getirir ve ona gizemli kutuyu çözdürür. Kutunun mekanizması değiştikçe metal parçalar açılır. En sonunda kutudan ince bıçak benzeri bir uç çıkar ve adamın elini deler. Bir süre sonra zincirler gelir ve adam ortadan kaybolur. Voight ise kutunun bir sonraki seviyesine geçer ancak istediği ödüle ulaşamaz çünkü kutunun son aşamaları için daha fazla kurban gereklidir. Bu yüzden yıllarca ortadan kaybolur. Ana karakter Riley uyuşturucu bağımlılığı geçmişi olan genç bir kadındır. İyileşmeye çalışmaktadır fakat hayatını toparlayamaz. Abisi Matt sürekli ona yardım eder. Riley'nin sevgilisi Trevor ise güven vermeyen biridir. Bir gün Trevor kolay para kazanabileceklerini söyler. Terk edilmiş bir depoda bulunan kasayı soymaya giderler. Kasada para yerine yalnızca garip bir metal kutu vardır. Trevor hayal kırıklığı yaşasa da Riley kutuyu yanında götürür. Riley kutuyla oynarken mekanizma hareket etmeye başlar. Kutunun ne olduğunu bilmediği için çözmeye devam eder ve bir bıçak çıkar. Sonrasında Cenobitleri görürüz ancak onu almazlar onun yerine bize birisini getir derler. Riley sonra parkta uyuyor halde bulur kendisini ve abisi yanına gelmiştir ancak onu uyandırmaya çalışırken kutudaki bıçak elini kesmiştir. Abisi elini yıkamak için lavaboya gider ve o sıra kaybolur.

Riley kutuyu çaldıkları yeri ve internetten bu tarz olayları araştırmaya başlar. Sonuç olarak Serena Menaker adında bir kadın bulurlar. Kadın onlara başta anlattığım yeni sistemi anlatır. Kutuyu geri almak isterken bıçak tekrar açılır ve kadının elini keser. Sonrasında ise Cenobitler kadını gelip alır. Bu yeni sisteme göre Cenobitlerin birini alabilmesi için kutuyu açmak yetmiyordur aynı zamanda kutu tarafından bıçaklanması yani işaretlenmesi gerekmektedir bu yüzden Riley birçok kez Cenobitleri görür ancak ona zarar veremezler. Araştırmalar sonunda Riley, Voight'ın dev malikanesine gider. Malikanede incelediği bir notta kutunun altı aşamasını öğrenir:
- Lament (Yaşam)
- Lore (Bilgi)
- Laudarant (Aşk)
- Liminal (Heyecan)
- Lazarus (Diriliş)
- Leviathan (Güç)
Daha sonra malikaneye Riley’nin arkadaşlarının ve sevgilisinin onu geri götürmek için geldiğini görürüz. Voight'ın yaşadığını ve malikanede olduğunu görürüz. Riley’nin arkadaşlarından Nora kutuyu kendi başına çözmeye çalışırken bıçak açılır ve elini keser. Ardından Cenobitler gelip öldürürler. Riley kutuyu atmaya giderken Cenobit gelir ve ondan iki kurban daha vermesini ister. Riley bu isteği reddeder ve kutu elindeyken Cenobit onu zorlayarak elini kesmesini sağlar. Riley malikanenin mimarisindeki metal koruma kapılarının Cenobitlerin içeri girmesini engellediğini fark eder. Bir Cenobiti o kapıya alıp kutunun bıçağıyla bıçaklar ve bir Cenobitin de kutu ile kurban verilebileceğini öğrenir. Voight geri döner ve üzerinde takılı metal bir düzenek vardır. 6 yıl önce kutuyu tamamlayıp ödül olarak Liminal seçtiğini söyler. Voight ödülü değiştirmek ister ve yeni kurbanlar olarak Riley ve arkadaşlarını seçer. Colin’i kutunun bıçağı ile yaralar ve yeni bir hediye talep eder ancak Cenobite yasalarında geri dönüş yoktur bu yüzden Voight’u götürürler. Bu sırada Trevor’ın aslında ihanet ettiği ve Voight’a çalıştığı öğrenilir. Riley’i manipüle ederek kutuyu almasını ve kurbanlar getirmesini sağlamıştır.

Riley, Colin’i kurtarmak için Trevor’ı bıçaklayarak öldürür. Son kısımda Pinhead, Riley’e bir ödül seçmesini ister ve abisini geri getirebileceğini söyler. Ancak Riley gördüklerinden sonra abisi gelse bile eskisi gibi olmayacağını bildiği için Lament yani Yaşam konfigürasyonunu seçer. Voight ise bir Cenobite dönüştürülmüştür. Seri başından beri belli bir Hellraiser anlayışımız var ve onun dışına çıkınca lore hatası olarak değerlendirebiliyoruz. Yeni filmler çekildikçe elbette lore genişletilebilir yeni şeyler eklenebilir ama bunun önceki filmlerle çelişmemesi gerekiyor. Bu filmde önceki filmlerle çelişen şeyler mevcut ama bu bir doğrudan devam filmi değil, Clive Barker’ın eserine sadık kalmaya çalışarak Hellraiser’ı yeniden yorumladığı için bunlara çelişki diyemeyiz.
Son
Olabildiğince tüm Hellraiser yapımlarına yer vermeye çalıştım ancak internette resmi olmayan birçok kısa film tarzında videolar var. Onun dışında Hellraiser temalı ilginç videolar da bulunabilir. Yeni Hellraiser filmi çıkarsa yine buraya eklenecektir.